Ana Sayfa/Tag: Parmenides

Hiç

2021-05-31T15:11:47+03:00Yazar: |Kategoriler: Konuşma Metinleri|Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , |

Hiçlik - Hiççilik “Bu dünyada herkes bir şey olmaya çalışırken sen bir hiç ol. Menzilin yokluk olsun. İnsanın çömlekten farkı olmamalı. Nasıl çömleği tutan dışındaki biçim değil içindeki boşluk ise, insanı ayakta tutan da benlik zannı değil, hiçlik bilincidir,” der Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî. Felsefe tarihinde “varlık” ve “hiçlik” sorununu ilk kez dile getiren Parmenides’tir. Onun ünlü önermesi “Varlık vardır, yokluk yoktur” önermesidir. Böylece felsefede bir ontoloji (varlık felsefesi) ortaya çıkmıştır. Buna bağlı olarak bilgi de varlığın bilgisi olarak kabul edilmiştir. Bu “varlık” kavramı değişmez bir ilke olarak ileri sürülmüş ve “hiçbir şey yoktan var olmaz ve hiçbir şey de vardan [...]

Dil ve Dilin Farklı Boyutlarda İncelenmesi – 2. Bölüm

2021-02-01T03:34:03+03:00Yazar: |Kategoriler: Dil ve Dilin Farklı Boyutlarda İncelenmesi, Konuşma Metinleri|Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , |

"Söz" Hakikaten Ete ve Kana Dönüşür mü? Kısa ve Uzun Bellek Nasıl Oluşur? Fiziksel Etkinin Kimyasal Semptomlara Doğru Yolculuğu Dil-Düşünce Diyalektiği "Aklın Aklı" Olmaya Yükselememiş Toplumlar Güdülürler Düşüncenin Kurgul Aşamaya Yükselişi Cıva Neden Zekânın Sembolüdür? Felsefi Bilincin Gelişmediği Toplumların İşgali Sanat ve Dil İlişkisi Dil Bir Ürün mü Yoksa Bir Etkinlik midir? Sesi Şekillendiren Nefes Sanatın Dili Olarak Coşku Egemen Dil Sorunsalı Her Algı Dile Çevrilir "Söz" Hakikaten Ete ve Kana Dönüşür mü? Benim geleneksel bir söze bağlılığım var. “Dil” [...]

Olumsuzlama ile Hakikatin İlişkisi Bağlamında Hegel Felsefesi ve İslâm

2020-10-28T00:14:48+03:00Yazar: |Kategoriler: Konuşma Metinleri|Etiketler: , , , , , , , , |

Entelektüel ezberlerimizi sorgulayalım: Ezber 1: “Her şey değişir, değişmeyen tek şey değişimin kendisidir.” Zaman ve mekân kavramları, Kant'ın dediği gibi duyarlığın yetileridir. Düşünmelerimizde sezgisel olarak, bilincimizi ancak bu iki kavramla oluşturabiliriz. Kant, bunların akıl kategorileri değil ama duyarlığın yetisi olduklarını söyler; eş deyişle sezgidirler. Bunu kavramlaştırmaya kalktığımız zaman, düşüncemizin temeli olan "temel", Batılıların ground dediği gibi bir anlamda "yer" yani mekân değildir. Uzay kavramı da zaman kavramı da potansiyel kavramlardır ve biz onları uygulamada realize ederiz. Kant, bu nedenle "sezgidir" demiştir. Haklıdır, çünkü uzay dediğimizde, o uzam değildir. Türkçedeki uzay ile uzamı karıştırmayalım. Uzam, mekânın karşılığı. Uzay, sınırsız-sonsuz bir sezgidir, [...]