Ana Sayfa/Tag: mantık

Bilimsel Paradigmayı Değiştiren İlişkinlik Kuramı Anlaşılmadan “Aydınlanma” Olanaklı mıdır?

2020-07-18T01:56:44+03:00Yazar: |Kategori: Einstein'ın Nesnel İlişkinlik Kuramı, Konuşma Metinleri|Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , |

Değişen Çağ ile Kavram İçerikleri de Yenilenir Kant’ın Fenomen ve Numen Ayrımının İrdelenmesi Doğu Başladı Bitirmedi; Batı Ağır Fakat Sağlam İlerledi İlişkisiz Olan Tanımsızdır Nesnel İlişkinlik Kuramı Çağımızın En Devrimci Kuramıdır Bu Kavrayışla Kant’ın Fenomen Olgusuna Yeniden Bakış Hegel, Çıkmazı Nasıl Aştı? Çelişkiden İlişkiye: Relatio, Religare, Relativity Bilmek Bir Şeyin Dönüşümünü Bilmektir Kullandığımız Mantık Yönteminin Güncellenmesi Aydınlanma İçin Zorunludur Hegel’de Doğanın Fiziksel, Kimyasal ve Organik Düzeyde Kavranılması Değişen Çağ ile Kavram İçerikleri de Yenilenir Fizik bilimindeki kavramlardan hareketle, fizik zeminini kullanarak, Einstein’ın ilişkinlik [...]

Sanat Bilimi Üzerine

2020-07-16T03:12:45+03:00Yazar: |Kategori: Konuşma Metinleri|Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , |

Genellikle Immanuel Kant’a kadar –gerçi antik dönemde Aristoteles’te de vardır ama– ağırlıklı olarak sanat, hep muhayyilenin, hayal gücünün ürünü olarak aklı devredışı bırakan ve hayranlık uyandıran bir süreç gibi anlatılmış, nitekim literatürde de böyle yansıtılmıştır. Ama Kant’tan sonra, özellikle Hegel –onun Kant’a yaptığı eleştiri ile birlikte– “Hayır, sanat yalnızca bizim hayal gücümüzün bir ürünü değildir,” der. Hayal gücü, dış dünya nesnelerinden gelen verileri alıp, onları işleyip sinematografik bir biçimde –rüya gibi– çeşitlendirerek birtakım ürünler ortaya koyabilir, ama aynı zamanda biz aklımızla bu sanat ürünleri hakkında yargıda bulunuruz; yani şu by-pass olan akıl devreye girer. O zaman sanat sadece bir hayal ürünü [...]

Felsefe

2020-07-22T02:58:17+03:00Yazar: |Kategori: Yazılar|Etiketler: , , , , , , , , |

Platon’dan günümüze insanı felsefe yapmaya yönelten şey, onun kendisini bir aradurum içerisinde görmüş olmasıdır. İnsan kendisini çevreleyen doğa ile kendisini aşan sonsuzluk (Tanrı) arasında kalmıştır. İnsanın bu arada kalmışlığı, Platon ve Aristoteles’ten beri hep bir şaşkınlık ve merak konusu olmuştur. Bu merak, nesne, olgu, olay ve evren bilmecesi karşısında olduğu kadar, insanın kendi iç dünyası için de duyulmuştur. Felsefe tarihini oluşturan olumlu olumsuz tüm çözüm denemeleri, hep bu arada kalmışlığı kavramaya yöneliktir. Bu temel durumdan hareketle pek çok felsefi sav ileri sürülmüş ve çeşitli düşünce disiplinleri oluşmuştur. Felsefe, insan kültürünün kökenlerinde yer alan ve onunla birlikte ortaya çıkmış bir [...]