Ana Sayfa/Tag: felsefe

Felsefe Taşı: Kaybolan Kelime

2020-07-04T01:43:14+03:00Yazar: |Kategori: Konuşma Metinleri|Etiketler: , , , , , , , , , , , , , |

Dünyada bir kriz yaşanıyor, biliyorsunuz. Bu kriz içinde tabii ki nesnel koşullar var. Belli bir çıkara bağlı davranışlar çeşitli ülkelerde sergileniyor, ama bunun arkasında meşruiyet zemini aramak için karşılıklı iki taraf birtakım değerleri konu ediniyor ve bu değerler üzerine birtakım çatışmaların olduğunu söylüyor. Bunun bir de geçmişi var. Yapmış olduğumuz bütün çalışmalarda aşağı yukarı net bir ayrım olarak koymasak da, koymak istemesek de, dünyada bir Doğu-Batı karşıtlığı, kültürel olarak ve uygarlık bağlamında da uzun yıllardır kamplaşmalar olduğunu, bunun çeşitli biçimlerde giderek insanların inançlarına kadar indirgendiğini ve inançlardan hareket ederek insanların birbirlerine karşı çeşitli biçimde savaşlar yaptıklarını ve yapmak istediklerini [...]

Günümüzde Fiziksiz Felsefe ya da Felsefesiz Fizik Yapmak Olanaklı Değildir

2020-07-04T02:08:21+03:00Yazar: |Kategori: Einstein'ın Nesnel İlişkinlik Kuramı, Konuşma Metinleri|Etiketler: , , , , , , , , , , , , , |

“Boşluk Nedir?” Sorusunu Sormanın Olanaksızlığı Bilmediğimizi, Düşünemediğimizi İdrak Etmek Aşkın Tanrı Akledilemeyen Tanrı mı? Felsefenin Konuları ile Kendine Konu Edindikleri Arasındaki Fark Fiziksel Dayanağı Olmayan Bir Evren İçin Esîr Maddesi Yaratmanın Zorunluluğu Karşıtı Tarafından Belirlenmek Duyumlarımıza Bağlı Referans Sistemi Bilgi Üretmek İçin Yeterli midir? Soyutlamanın Yapılamadığı Düşüncede Aşkın Tanrı Var Olmaz “Boşluk Nedir?” Sorusunu Sormanın Olanaksızlığı Newton’un fiziğini, yasalarını tartışmaya açan iki husus, ışık problemi ve hızdır. Işık boşlukta nasıl yayılır? Önce boşluğu düşünelim. Boşluk nasıl bir şey? Nasıl bir şey değil de, nasıl bir şey-siz? [...]

Felsefe Fizikle Çelişirse Ne Olur?

2020-07-04T02:41:13+03:00Yazar: |Kategori: Einstein'ın Nesnel İlişkinlik Kuramı, Konuşma Metinleri|Etiketler: , , , , , , , , , , |

İrtifa Kaybeden Figür Olarak Aydın Newton Mekaniği Kıskacındaki İnsan Algı Kalıplarımız Değişmeden Günümüz Fiziğini Anlayamayız İrtifa Kaybeden Figür Olarak Aydın Var olanla kurduğumuz ilişkileri disipline ettiğimizde; sanat, bilim ve felsefe gibi üç ayrı alan elde ediyoruz. En temel anlamda ve en özgün kavramsallıkla, eğer var olan nesne, olay, olgular ile özne arasında “imge” aracılığıyla bir ilişki kuruyorsak, buna sanat diyoruz. Bunu, ayırt edici özellik olarak söylüyoruz. Yoksa imge, bilimsel anlamında, felsefede çok mühimdir ve onun örgütlenmesi, ortaya çıkartılması, konulması, geliştirilmesi için belki de vazgeçilmez bir ögedir. Ancak ayırt edici nitelik olarak [...]

Karşılaştırmalı Doğu ve Batı Estetiği – 3. Bölüm

2020-07-04T23:31:17+03:00Yazar: |Kategori: Karşılaştırmalı Doğu ve Batı Estetiği, Konuşma Metinleri|Etiketler: , , , , , , , , , , , , |

Sanat Eleştirisinin Sanatçı Üzerindeki Didaktik Etkisi Doğu-Batı Ayrımının Gerekçelendirilmesi: Bir Hegel Eleştirisi Doğu-Batı Estetiğinde Metot Farkı Güzeli Kavrayış Dile Dökülebilir Mi? Sanat Nesnesi Bir Arzu Nesnesi Midir? Sanat Eleştirisinin Sanatçı Üzerindeki Didaktik Etkisi Tarih içinde çeşitli önermeler, çeşitli disiplinler ve bunların birbirleri ile çatışması –ve eleştirel bir biçimde, eğer "gelişme" diye söylenebilecekse– gelişme ya da gelişmeci, ilerlemeci felsefeye karşıt olarak, zaman zaman belirli ilkelerin parladığı, zaman zaman bunların yerine başka ilkelerin geçtiği, yaşam gereksinimleri üzerinden doğan estetik anlayışlar var. Aslında sanat yapıtını veya sanat bilgisini, başka bir deyişle sanat [...]

Karşılaştırmalı Doğu ve Batı Estetiği – 2. Bölüm

2020-07-04T23:35:39+03:00Yazar: |Kategori: Karşılaştırmalı Doğu ve Batı Estetiği, Konuşma Metinleri|Etiketler: , , , , , , , , , , |

Şizoid Yarılma ve Kolaj Sanatı Picasso “Çirkinin Sanatçısı” Olabilir Mi? Felsefeden Sanata Aristoteles’in Mimesis Kavramı Görünüşü Taklit Değildir Postmodernler Estetiği Neden Yadsır? Şizoid Yarılma ve Kolaj Sanatı Sosyolojinin bize anlattığı, sosyolojiden önce bilmediğimiz soliptik insan; tek tek insan. Bu, sosyolojinin bir önerisi. Gerçekte böyle bir insan yok. Bir toplumsal yapının, kültürel bir ilişkiler ağının içine doğuyoruz. O dili, ortak dili kullanıyoruz. O bizi belirliyor; çevre belirliyor, toplumsal ilişkiler belirliyor. Fakat diyoruz ki “tek insan”. Bu ne demek? İşte, sosyolojinin ileri sürdüğü bu soliptik ben, birey kavramı tasarlanabilir bir şeydir [...]

Karşılaştırmalı Doğu ve Batı Estetiği – 1. Bölüm

2020-07-04T23:38:54+03:00Yazar: |Kategori: Karşılaştırmalı Doğu ve Batı Estetiği, Konuşma Metinleri|Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , |

Estetik ile Güzel Sanat Arasındaki Ayrım Hegel, “Artık Sanat Yapılamaz” Demekle Neyi Kastetti? Zanaatin Sanata Evrilmesi Bir Sanat Yapıtı Estetiğe Eğitilmiş Bir Eleştirmence Değerlendirilebilir Sistematik Felsefenin Tarihsel Gelişimi Neden İlk Felsefenin Yunan’da Başladığı Kabul Edilir? Felsefe Mitos’tan Logos’a Bir Evrilmedir Hayal ve Sanat İlişkisi Estetik Algı Yoksa Etik Oluşamaz! Estetik ile Güzel Sanat Arasındaki Ayrım Estetik ile sanatı karıştırıyor insanlar. Sanat ve estetik problematiği felsefi bir problematik, ama sanatın kendisi doğrudan doğruya sanatın kendi edimleriyle ortaya çıkan bir şey, felsefi bir problem değil. Felsefe sanata [...]

Yöntem Sorunu

2020-07-04T23:49:46+03:00Yazar: |Kategori: Yazılar|Etiketler: , , , , , , , , , , |

En genel olarak yöntem, bir işin gerçekleştirilmesi, bir bilginin elde edilmesi, uygulanması ve çıkan sonuçların değerlendirilmesi için kullanılan yol, yordam olarak tanımlanır. Batı uygarlığında yöntem method olarak terimleştirildi. Antik Yunan’da kanon, örnek ve yöntem olarak kullanılmıştı. Yunan dilinden Arapça’ya, kural ve ilke anlamında kanun diye çevrilmiştir. Ünlü aydınlanmacı Alman düşünürü I. Kant, kanon’u şöyle tanımlamıştır: “Kanon terimiyle, bilgi güçlerinin kullanılışını saptayan önsel ilkelerin topunu anlıyorum.” Yöntem söz konusu olduğunda, onun daha belirgin ve tanımlı kılınması bakımından, “Neyin yöntemi?” ya da “Neyle ilgili yöntem?” diye sorulması gerekir. Bir nesnenin, bir olayın, bir olgunun ve bunlarla olan ilişkinin yöntemi mi? Ya [...]

İletişim Sorunu

2020-07-22T02:48:26+03:00Yazar: |Kategori: Yazılar|Etiketler: , , , , , , , , |

İletişim, bilindiği gibi, iki kaynak arasında iletilerin karşılıklı gidip geldiği bir ilişkidir. Eğer ileti tek yönlü akıyorsa, böyle bir durumda iletişimden söz edilemez. İletişim için geri bildirim gereklidir. Günümüzde iletişim, daha çok teknolojiyi çağrıştıran bir kavram. İletişim deyince, akla radyo, televizyon, gazete, telefon, bilgisayar, internet vb. geliyor. İletişim araçlarının teknolojik boyutu dolayısıyla, bilgi akışı ülkeden ülkeye, ulustan ulusa, bireyden bireye denetlenemez bir biçimde, ülkelerin sınırlarını aştı. İletişim, bildirişimin alt yapısı olmakla birlikte, çoğu zaman bildirişimi de kapsayan bir kavram olarak kullanılmaktadır. Kuşkusuz, iletişim bildirişimin olmazsa olmaz bir koşuludur. Bilgilenme hakkı bir insan hakkıdır, ancak bu hakkın kullanılabilmesi iletişim olanaklarıyla [...]

Değer Üreten Varlık Olarak Etik İnsan

2020-07-05T01:04:37+03:00Yazar: |Kategori: Yazılar|Etiketler: , , , , , , , , , , , , , |

İnsan için ayırt edici birçok tanım vardır; bu tanımlar çeşitli disiplinlerin damgasını taşırlar. Eğer “etik disiplini” söz konusu olursa, o zaman “İnsan değer üreten bir varlıktır” tanımı öne çıkar. Kuşkusuz, insan yalnızca değer üreten varlığa indirgenemez; nasıl ki yalnızca “düşünen varlık”, “eylem varlığı”, “ahlâk varlığı”, “istenç varlığı”, “toplumsal varlık”, “emek varlığı” vb. tanımlarına indirgenemezse. Aslında her indirgeme bir soyutlamanın ürünüdür ve çeşitli disiplinlerin kendi bağlamlarında yaptıkları soyutlamalarla ortaya çıkan insan tanımları insanın bir yönünü ya da bir niteliğini vurgulamaktan başka bir anlam taşımaz. O halde, şunu söylemek yanlış olmaz sanırım: İnsan soyutlamalarla elde edilen tek tek tanımlara ya da [...]

Bak Şu Söze Ne Ediyor!

2020-07-05T01:09:09+03:00Yazar: |Kategori: Yazılar|Etiketler: , , , , , , , , , , |

İnsan kendisiyle ve çevresiyle ilişkisini bilinçli olarak gerçekleştirir. Bu bilinçlilik hem çevre hem de denetimi içerir. İnsan burada, kendisine en yakın doğa varlığı olan hayvandan özgül bir ayrıma uğrar. Hayvanlar çevrelerinin bilincindedirler, ancak edilgin olarak. İnsan, çevresinin bilincinde olduğu gibi, kendisinin de bilincindedir, ben bilinci olan biricik varlıktır; bu durum onu doğanın öznesi yapar. “Hayvan, kendi yaşam etkinliğiyle dolaysızca özdeştir; kendini yaşam etkinliğinden ayırt edemez. İnsan ise, yaşam etkinliğini bilincinin ve isteminin nesnesi yapar.”[1] İnsan yalnızca bir doğa varlığı değildir. O, bunun yanında bir toplum varlığıdır da. Bilinci de, yalnızca doğal çevresiyle arasındaki ilişkileri değil, aynı zamanda toplumsal ilişkilerin [...]