Ana Sayfa/Tag: kültür

Tarih Bilinci ve Kimlik Sorunu

2020-07-02T21:06:50+03:00Yazar: |Kategori: Yazılar|Etiketler: , , , , , |

İnsan “dünya içinde” bir tarih varlığıdır. Doğasıyla, kültürüyle, genetik kalıtımı, dili ve toplumsal varoluşuyla tarihseldir. Böylece de sonlu ve geçici varlıktır. Başka bir deyişle insan, dünya tarihinin belli bir kesitinde ortaya çıkar ve var olur. İnsan, bir yanıyla doğanın, diğer yanıyla da tarihin ya da zamanın çocuğudur. Biyolojik yanıyla insan, bir olanaklılıktır. Gerçekleştirilmek üzere birtakım yetilerle donanmıştır. Hayvanlardaki yetkin içgüdüler insanda bulunmaz; doğa bunun yerine insana zekâ bağışlamıştır. Yaşamla başa çıkabilmek için verili yetilerden çok kazanılmış ve geliştirilmiş yetilere gereksinim vardır. İnsan bunu zekâsıyla yapmaktadır. İnsan doğduğunda toplumun kucağına doğar; kendisine ait değildir, içine doğduğu topluma ve o toplumun [...]

“Hızır-İlyas” Üzerine Söyleşi

2020-07-05T01:21:26+03:00Yazar: |Kategori: Konuşma Metinleri|Etiketler: , , , , , , , , , |

S: Hızır’ın dinler tarihindeki yerini öğrenmek istedik sizden. MB: Eğer adını Hızır veya Hıdır diye kullanacaksak, önce Hızır kavramının köküne başvurmak, etimolojik olarak bir bakmak lâzım. Hadrâ sözünden türetilmiş Arapça temelli bir söz. Hadrâ ve Hıdır “yeşil” demek; sözcük anlamı yeşil. Ama ilgi çekicidir, dinlerin içinde, özellikle Ortadoğu’daki yani Yahudilik, Hıristiyanlık ve Müslümanlık aşamalarındaki aynı gelenek içindeki dinde –tek bir din gibi bakacak olursak– Hızır’ın çok özel, kavramsal bir yeri vardır. Yeşil, yeşillenme; bize böyle apaçık bir şey söylemiyor, ne demek bu? Bir bağlamı olmalı, bir yere oturtmalıyız. Kurân-ı Kerim’in 18. sûresinde hem İskender-ül Zülkarneyn hem de “Hızır-Musa” ilişkisiyle [...]

Farklı Din ve Kültürlerde Oruç

2020-07-02T01:03:47+03:00Yazar: |Kategori: Yazılar|Etiketler: , , , , , , , , , |

Kültür, “insan-doğa” ve “insan-insan” ilişkisinde, insan emeğiyle üretilmiş yaşam biçimleri diye tanımlanabilir. İnsan yaşamında en kapsamlı olgudur kültür. Bir bakıma, insan için ikinci doğa gibidir; her insan, tarihin belli bir döneminde belli bir yerde belirli bir kültürün içine doğar ve onun tarafından biçimlenir. Kültür, deneyim yoluyla ve bilincin gelişmesiyle paralel olarak çocukluktan itibaren alışkanlıklara kattığımız bir olgudur. Nasıl ki doğa bize rağmen bize verilmişse ya da kendimizi doğa içinde buluyorsak, başlangıçta kültürle olan ilişkimiz de bu niteliktedir. Bu nedenden dolayı, içinde yaşadığımız kültürü başka bir kültürle karşılaşıncaya değin yadırgamayız. Kültür, üretim araçları, üretim biçimi ve üretim ilişkilerine bağlı olarak [...]