Ana Sayfa/Tag: Sokrates

Dil ve Dilin Farklı Boyutlarda İncelenmesi – 4. Bölüm

2021-02-01T03:34:43+03:00Yazar: |Kategori: Dil ve Dilin Farklı Boyutlarda İncelenmesi, Konuşma Metinleri|Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , |

Hem Düşüncenin Hem de Bilincin Aracı Olarak Dil Platon İdealar Kuramını Gerçekten Terk Etti mi? Simgeden Kavrama, İmgeden Algıya Dialogos Yerine Egemen Logos Felsefe, Filozofla Konuşmadır Sokratyen Geleneğe Geri Dönüş Metinlerdeki Öznenin Bulunması Yazı Yazmak Bilinçdışı ile Pazarlıktır Her Diyalog Aynı Zamanda Bir Çeviridir Tinin Ana Malzemesi Olarak Dilsel Ürünler İnsan Yitimi Evrenseller Problemi Akıl mı Önce, İman mı? Hem Düşüncenin Hem de Bilincin Aracı Olarak Dil “Dil-düşünce diyalektiktir” demiştik. Bunun anlamı; karşılıklı bağıntılılık içindedir, biri olmadan diğeri olmaz, birbirini zorunlu [...]

Değer Üreten Varlık Olarak Etik İnsan

2020-07-05T01:04:37+03:00Yazar: |Kategori: Yazılar|Etiketler: , , , , , , , , , , , , , |

İnsan için ayırt edici birçok tanım vardır; bu tanımlar çeşitli disiplinlerin damgasını taşırlar. Eğer “etik disiplini” söz konusu olursa, o zaman “İnsan değer üreten bir varlıktır” tanımı öne çıkar. Kuşkusuz, insan yalnızca değer üreten varlığa indirgenemez; nasıl ki yalnızca “düşünen varlık”, “eylem varlığı”, “ahlâk varlığı”, “istenç varlığı”, “toplumsal varlık”, “emek varlığı” vb. tanımlarına indirgenemezse. Aslında her indirgeme bir soyutlamanın ürünüdür ve çeşitli disiplinlerin kendi bağlamlarında yaptıkları soyutlamalarla ortaya çıkan insan tanımları insanın bir yönünü ya da bir niteliğini vurgulamaktan başka bir anlam taşımaz. O halde, şunu söylemek yanlış olmaz sanırım: İnsan soyutlamalarla elde edilen tek tek tanımlara ya da [...]

Felsefe

2020-07-22T02:58:17+03:00Yazar: |Kategori: Yazılar|Etiketler: , , , , , , , , |

Platon’dan günümüze insanı felsefe yapmaya yönelten şey, onun kendisini bir aradurum içerisinde görmüş olmasıdır. İnsan kendisini çevreleyen doğa ile kendisini aşan sonsuzluk (Tanrı) arasında kalmıştır. İnsanın bu arada kalmışlığı, Platon ve Aristoteles’ten beri hep bir şaşkınlık ve merak konusu olmuştur. Bu merak, nesne, olgu, olay ve evren bilmecesi karşısında olduğu kadar, insanın kendi iç dünyası için de duyulmuştur. Felsefe tarihini oluşturan olumlu olumsuz tüm çözüm denemeleri, hep bu arada kalmışlığı kavramaya yöneliktir. Bu temel durumdan hareketle pek çok felsefi sav ileri sürülmüş ve çeşitli düşünce disiplinleri oluşmuştur. Felsefe, insan kültürünün kökenlerinde yer alan ve onunla birlikte ortaya çıkmış bir [...]