Ana Sayfa/Tag: Schelling

Karşılaştırmalı Doğu ve Batı Estetiği – 12. Bölüm

2020-10-07T18:34:32+03:00Yazar: |Kategori: Karşılaştırmalı Doğu ve Batı Estetiği, Konuşma Metinleri|Etiketler: , , , , , , , , , , , |

Tasavvufta Güzel Doğduğunun, Öldüğünün Farkında Olmayanlar; Rüya ve Sembol Eril Felsefe, Dişil İmgelem Tinin Görüngübilimi “Lâ İlâhe”, Mantık Bilimi İse “İllallah”tır Schelling ile Hegel’in “Güzel” Tanımlarının Farkı Nedir? Sanatçının Sanatında Kendini Kaybederek Kendini Bulması Tasavvufta Güzel Nasihat ile güzel ahlâk sahibi olamayız. Ancak pratik ile olur ama bizim bu pratik içinde güvenilir bir yolda olup olmadığımızın sorunsalı var. Zihin ile değil, ruhsal deneyimler ve ruhsal etkilenmelerle güzel ahlâk olabilir diye düşünüyorum. Bunun için de beden, akıl, ruh ve toplumsal ilişkiler gibi mertebelerde bir harmoninin olması lazım. Bu harmoni, [...]

Karşılaştırmalı Doğu ve Batı Estetiği – 9. Bölüm

2020-10-07T18:47:29+03:00Yazar: |Kategori: Karşılaştırmalı Doğu ve Batı Estetiği, Konuşma Metinleri|Etiketler: , , , , , , , , , , |

Kant’ta Estetik Güzelin Deha ile İlişkisi “Sonlu” ile “Sonsuz” Karşıtlığı Sorunsalının Aşılması Ebru Sanat mıdır? Ruh Birliği: Şiir, Konu Birliği: Düzyazı Kant’ta Estetik Kant, sanatın estetik olması yani “güzel”in tanımlaması üzerinden konuşurken, “Görünüşler, fenomenler bilinir, numen bilinmez” dediği zaman önemli bir şey söylüyordu. Söylediği önemli şey şu: Görünüşler, fenomenler, doğada birbirinin dışında varoluşlardır. Dolayısıyla bunların hiçbiri saltık, mutlak olmadığı için, her biri birbirine göreli, izafi olduğu için bunun bilimi olmaz. Kant'a göre estetik bir bilim değildir. Nedir? “Duyarlık, hayal gücü ve zevk gibi insan fakültelerine hitap eden fenomenlerdir.” Bu anlamıyla, [...]

Bak Şu Söze Ne Ediyor!

2020-07-05T01:09:09+03:00Yazar: |Kategori: Yazılar|Etiketler: , , , , , , , , , , |

İnsan kendisiyle ve çevresiyle ilişkisini bilinçli olarak gerçekleştirir. Bu bilinçlilik hem çevre hem de denetimi içerir. İnsan burada, kendisine en yakın doğa varlığı olan hayvandan özgül bir ayrıma uğrar. Hayvanlar çevrelerinin bilincindedirler, ancak edilgin olarak. İnsan, çevresinin bilincinde olduğu gibi, kendisinin de bilincindedir, ben bilinci olan biricik varlıktır; bu durum onu doğanın öznesi yapar. “Hayvan, kendi yaşam etkinliğiyle dolaysızca özdeştir; kendini yaşam etkinliğinden ayırt edemez. İnsan ise, yaşam etkinliğini bilincinin ve isteminin nesnesi yapar.”[1] İnsan yalnızca bir doğa varlığı değildir. O, bunun yanında bir toplum varlığıdır da. Bilinci de, yalnızca doğal çevresiyle arasındaki ilişkileri değil, aynı zamanda toplumsal ilişkilerin [...]