Ana Sayfa/Tag: islâm

Bâtınî Gelenek 5. Bölüm

2020-11-08T18:41:58+03:00Yazar: |Kategoriler: Bâtınî Gelenek, Konuşma Metinleri|Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , |

Türkler Türklerin Tarih Boyunca Girdiği İnançlar ve Dinler Sufi Geleneği ve Gerçek Sufi Okulları Sufiler ve Edeb Anadolu’da Felsefe Türkler Anadolu kültür ve uygarlıklarına etki ve katkısı bakımından Türkler önemli bir yer tutar. Türkler, dünyanın en eski kavimlerindendir. Bu kavim, Hint kaynaklarında Turukha ve Turuşka, çivi yazılarında Turukku diye adlandırılmıştır. Proto-Türklerin anayurdu Ural Altay Bölgesidir. Türk, Turuk kuvvetli, güçlü anlamındadır. Büyük Hun İmparatorluğu’ndan sonra, ikinci önemli Türk devleti Göktürk Devleti’dir. İlk kez Türk adı resmi devlet adı olarak Göktürk Devleti’nde kullanılmıştır. Khun, Hun: Ateş Gök-Türk halkı: Tanrısal halk, göğe [...]

Acil Barış!

2020-07-17T00:16:47+03:00Yazar: |Kategoriler: Yazılar|Etiketler: , , , , , , , , , , |

Ülkemizde son on yıldır en çok sözü edilen kavram “barış” olmuştur. Giderek de gündemin temel belirleyici özeğine (merkeze) oturmaktadır. Toplumun çeşitli kesimleri, bu konudaki duyarlılığını her fırsatta ortaya koymaktadır. Beyinler, akıllar, düşünceler, duygular bir kavramla bu denli uğraşıyor, tartışıyorsa, o zaman ortada bir sorun var demektir. Çünkü kavramlar, yaşam gerçekliğinden insan usuna yansıyarak oluşurlar. Peki, sorun nedir? İnsanlar “barış” kavramının etik, estetik, edebî vb. entelektüel yapısını mı merak ediyorlar; amaçları düşünsel, sanatsal ufuklarını mı genişletmek? Kuşkusuz değil. Ortada bir gerçek var; o da toplumsal barışın giderek bozulması ve onun getireceği kaosun belirsizlik ve güvensizlik ortamı yaratacağı korkusu. İnsanımızı birbirine [...]

Altıncısı Haddini Bilmektir

2020-07-05T02:04:24+03:00Yazar: |Kategoriler: Yazılar|Etiketler: , , , , , , |

İrşâdına mazhar olduğum bir ârife, “’İslâm’ın şartı beş, imânın şartı altı’ diye söylenmiştir; ama aynı zamanda ‘Hüvel evvelü, vel ahirü, vezzâhirü vel bâtın’ [1] da denmiştir. İçte olan dışta da varsa, ikisi de “altı” olması gerekmez mi?” diye sormuştum. Ârifin yüzünde beliren gülümsemeyle birlikte söylediği söz beni önce utandırdı (hicab duydum), sonra da uyandırdı: “Evet, imânın şartı altı, İslâm’ın şartı beş, ama altıncısı haddini bilmektir.” Bu söz beni utandırdı; mahcub oldum. Bunu gören ârif, “Yok yok! Muradımız sana haddini bildirmek değildir; ancak haddimizi bilmenin bilincimiz için tek hakikat olduğunu söylemektir; çünkü insanın irâde ve ihtiyarına düşen ancak budur,” demişti. Bir [...]