Ana Sayfa/Tag: Fransız Devrimi

Yeryüzünde Bir “Yabancı”

2020-07-04T02:35:58+03:00Yazar: |Kategori: Yazılar|Etiketler: , , , , , , , , , , |

“Toprağın ürününü yemek için ömür boyu zahmet çekeceksin.” Tekvin 3:17 İki dünya savaşının ardından ortaya çıkan “kimlik bunalımı”, insanı, kendisini nasıl tanımlayacağı ve neye inanacağı, neyi ümit edeceği konusunda kararsız kıldı. Ne din kurumu ne de devlet otoriteleri insanlığı bu büyük felâketlere karşı koruyabilmişti. Özellikle Fransız devriminden sonra, tüm dünyada “ulusçu devlet” örgütlenmeleri ile “hümanist” ve “pozitivist” eğitim yaygın olarak kabul gördü. Bu, toplumların yeni varoluş biçimiydi ve bu yeni uygarlık modelinin sloganı da “Bilimsel bilginin ışığında kör inanç, kaba güç ve bağnazlık önlenmelidir” özdeyişiydi. Ancak beklenen olmadı. İki büyük dünya savaşının neden olduğu maddi ve manevi çöküş, aynı [...]

Anadolu Aydınlanması ve Cumhuriyet – 1. Bölüm

2020-07-05T01:58:11+03:00Yazar: |Kategori: Konuşma Metinleri|Etiketler: , , , , , , , , , , , |

Aydınlanma döneminden sonra Rönesans ve aydınlanma hareketlerinden sonra da birey ve bireycilik önemli bir şekilde Avrupa dünyasında parladı. Bu bireycilik sorunsalı toplumculukla dengelenmiştir ve birey ve birey olma kalıcı modernitenin temel ilkesi olmuştur. Özgürlük, eşitlik ve dayanışma, üç temel ilke, aydınlanmanın doğurduğu ilkelerdi ve bunların topluma yansıması, toplumda karşılık bulması tabii ki bir devrim niteliğinde olmakla birlikte tarihî bir birikimi de gösteriyordu. Ben, toplum ve teori arasındaki ilişkiyi anlamak bakımından, “değişme yeteneği olmayan toplumlar değiştirilemezler” ifadesini şiâr edinmişimdir; yani keyfî bir irade ile toplumlara istediğimizi yaptıramayız. Nasıl ki doğa karşısında insan iradesi, doğanın dirençlerini doğanın kendi yasaları ile işbirliği yaparak aşabilirse ve kendi için kılabilirse, bu toplum için de [...]