Yazılar2024-04-19T11:56:53+03:00

Uygarlıkta Akıl, Vicdan ve Cesaret

Kategoriler Yazılar|Etiketler: , , , , , , , , , |

Dünyada ortaya çıkan iki temel dünya görüşü, iki temel dil vardır: biri Sanskrit temelli Doğu uygarlığının, diğeri Antik Mısır temelli Batı uygarlığının dili. Bunların çeşitlenmeleri kendi içindedir. Hint-Avrupa dilleri terimi hem İskender’in seferlerinden, İpek Yolu’ndan dolayı iki uygarlık arasındaki ilişkiyi hem de bunların birbirlerinden farklılıklarını gösterir. Mısır’da Hermetik-ezoterik, kapalı, sadece inisiyasyon yoluyla bilgiyi, tutumu, hâli, deneyimleri taliplerine, öğrencilerine açan ama kendi dışına kapatan bir sistem vardı. Buradan ya oradaki gücün zayıflaması ve göçlerin ortaya çıkması ya da belki belirli bir yetkinliğe gelmeleri nedeniyle dünyayı irşat etmek üzere gönderilmiş insanlar olduğunu düşünebiliriz. Her ikisi de bize bir olguyu açıklar. Mısır [...]

Ütopya

Kategoriler Yazılar|Etiketler: , , , , , , , , , , , , |

Antik Yunan’da felsefe, Aristoteles’le sistematik bir bütünlüğe kavuşmuştur. Farklı disiplinler arasında birliği sağlayacak mantıksal bir yöntem uygulanmıştır. Aristo ile birlikte felsefe, düzyazı ile mantıksal ve tözsel tutarlılık içinde ussal bir anlatım kazanmıştır. Aristo öncesi filozoflar ve özellikle ön Sokratikler ise, felsefeyi şiir biçimi ile ifade etmişlerdir. Aristo felsefesi katı cisim felsefesidir; uzayda yer kaplayan bir cismin “şimdi ve burada”ki konumunu, töz ve ilinekler birliği yolu ile ussal kavrama taşımıştır. Antik Yunan’da zaman ritmik bir zaman anlayışıdır, geçmiş ve gelecek zaman kiplerini gerçeklik için kullanmaz. Antik Yunan zaman anlayışı, ritmik döngüsel zamandı. Doğanın döngüselliğine güvenilmiş ve o güven içinde rahat [...]

Sanat

Kategoriler Yazılar|Etiketler: , , , , |

“Sanat, ideale özlem duyulan yerde ortaya çıkar ve gelişir,” der A. Tarkovsky. Sonra da şunu ekler: “Sanat olgusu, faydacı bir pratiğin bizden gizlediği tinsel gerçekle iç içe bu dünyanın bir simgesidir.” İdea çok tartışmalı bir kavram olmakla birlikte, sanat için idea, en temelde “birlik” ve “bütünlüğü” anlatır. Farklılıkları bir arada tutan “ortak-özü” veya “ortak-biçimi” dile getirir. Sanat yapıtı da kendi özüne bağlı bir bütündür; biriciktir, özgündür. Sanatsal uğraş, tarihinin en eski dönemlerinden beri tüm kültürlerde vardır. Ama sanat kendi bilincine Antik Yunan’da varmıştır. Bu bir rastlantı değildir; çünkü felsefe, yani insanın kendi düşüncesinin bilincine vardığı yer de burasıdır. Diğer bilimlerin nesnesi [...]

Sanat Hakkında

Kategoriler Yazılar|Etiketler: , , , , , , , , , |

Modern uygarlığı kuran dört temel unsur Spor, Bilim, Sanat ve Felsefedir. Spor hareketin disipliniyle, Bilim bilime özgü kavram ve terimlerle, Sanat imgeyle, Felsefe ise kavramlarla çalışır. Sanatsal uğraş, tarihin en eski dönemlerinden beri tüm kültürlerde vardır, ama sanat kendi bilincine Antik Yunan’da varmıştır. Bu bir rastlantı değildir, çünkü felsefe, yani insanın kendi düşüncesinin bilincine vardığı yer de burasıdır. Andrey Tarkovski “Sanat, ideale özlem duyulan yerde ortaya çıkar ve gelişir,” der A. Tarkovsky. Sonra da şunu ekler: “Sanat olgusu, faydacı bir pratiğin bizden gizlediği tinsel gerçekle iç içe geçmiş bu dünyanın bir simgesidir.” Tarkovsky’nin sözünü ettiği bu Platonik idea çok tartışmalı bir kavram olmakla birlikte, sanat için [...]

Felsefe

Kategoriler Yazılar|Etiketler: , , , , , , , , |

Platon’dan günümüze insanı felsefe yapmaya yönelten şey, onun kendisini bir aradurum içerisinde görmüş olmasıdır. İnsan kendisini çevreleyen doğa ile kendisini aşan sonsuzluk (Tanrı) arasında kalmıştır. İnsanın bu arada kalmışlığı, Platon ve Aristoteles’ten beri hep bir şaşkınlık ve merak konusu olmuştur. Bu merak, nesne, olgu, olay ve evren bilmecesi karşısında olduğu kadar, insanın kendi iç dünyası için de duyulmuştur. Felsefe tarihini oluşturan olumlu olumsuz tüm çözüm denemeleri, hep bu arada kalmışlığı kavramaya yöneliktir. Bu temel durumdan hareketle pek çok felsefi sav ileri sürülmüş ve çeşitli düşünce disiplinleri oluşmuştur. Felsefe, insan kültürünün kökenlerinde yer alan ve onunla birlikte ortaya çıkmış bir [...]

Altıncısı Haddini Bilmektir

Kategoriler Yazılar|Etiketler: , , , , , , |

İrşâdına mazhar olduğum bir ârife, “’İslâm’ın şartı beş, imânın şartı altı’ diye söylenmiştir; ama aynı zamanda ‘Hüvel evvelü, vel ahirü, vezzâhirü vel bâtın’ [1] da denmiştir. İçte olan dışta da varsa, ikisi de “altı” olması gerekmez mi?” diye sormuştum. Ârifin yüzünde beliren gülümsemeyle birlikte söylediği söz beni önce utandırdı (hicab duydum), sonra da uyandırdı: “Evet, imânın şartı altı, İslâm’ın şartı beş, ama altıncısı haddini bilmektir.” Bu söz beni utandırdı; mahcub oldum. Bunu gören ârif, “Yok yok! Muradımız sana haddini bildirmek değildir; ancak haddimizi bilmenin bilincimiz için tek hakikat olduğunu söylemektir; çünkü insanın irâde ve ihtiyarına düşen ancak budur,” demişti. Bir [...]

Go to Top