Sanat Hakkında

2020-11-20T23:36:14+03:00Yazar: |Kategoriler: Yazılar|Etiketler: , , , , , , , , , |

Modern uygarlığı kuran dört temel unsur Spor, Bilim, Sanat ve Felsefedir. Spor hareketin disipliniyle, Bilim bilime özgü kavram ve terimlerle, Sanat imgeyle, Felsefe ise kavramlarla çalışır. Sanatsal uğraş, tarihin en eski dönemlerinden beri tüm kültürlerde vardır, ama sanat kendi bilincine Antik Yunan’da varmıştır. Bu bir rastlantı değildir, çünkü felsefe, yani insanın kendi düşüncesinin bilincine vardığı yer de burasıdır. Andrey Tarkovski “Sanat, ideale özlem duyulan yerde ortaya çıkar ve gelişir,” der A. Tarkovsky. Sonra da şunu ekler: “Sanat olgusu, faydacı bir pratiğin bizden gizlediği tinsel gerçekle iç içe geçmiş bu dünyanın bir simgesidir.” Tarkovsky’nin sözünü ettiği bu Platonik idea çok tartışmalı bir kavram olmakla birlikte, sanat için [...]

Sanat Bilimi Üzerine

2020-07-16T03:12:45+03:00Yazar: |Kategoriler: Konuşma Metinleri|Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , |

Genellikle Immanuel Kant’a kadar –gerçi antik dönemde Aristoteles’te de vardır ama– ağırlıklı olarak sanat, hep muhayyilenin, hayal gücünün ürünü olarak aklı devredışı bırakan ve hayranlık uyandıran bir süreç gibi anlatılmış, nitekim literatürde de böyle yansıtılmıştır. Ama Kant’tan sonra, özellikle Hegel –onun Kant’a yaptığı eleştiri ile birlikte– “Hayır, sanat yalnızca bizim hayal gücümüzün bir ürünü değildir,” der. Hayal gücü, dış dünya nesnelerinden gelen verileri alıp, onları işleyip sinematografik bir biçimde –rüya gibi– çeşitlendirerek birtakım ürünler ortaya koyabilir, ama aynı zamanda biz aklımızla bu sanat ürünleri hakkında yargıda bulunuruz; yani şu by-pass olan akıl devreye girer. O zaman sanat sadece bir hayal ürünü [...]

Felsefe

2020-07-22T02:58:17+03:00Yazar: |Kategoriler: Yazılar|Etiketler: , , , , , , , , |

Platon’dan günümüze insanı felsefe yapmaya yönelten şey, onun kendisini bir aradurum içerisinde görmüş olmasıdır. İnsan kendisini çevreleyen doğa ile kendisini aşan sonsuzluk (Tanrı) arasında kalmıştır. İnsanın bu arada kalmışlığı, Platon ve Aristoteles’ten beri hep bir şaşkınlık ve merak konusu olmuştur. Bu merak, nesne, olgu, olay ve evren bilmecesi karşısında olduğu kadar, insanın kendi iç dünyası için de duyulmuştur. Felsefe tarihini oluşturan olumlu olumsuz tüm çözüm denemeleri, hep bu arada kalmışlığı kavramaya yöneliktir. Bu temel durumdan hareketle pek çok felsefi sav ileri sürülmüş ve çeşitli düşünce disiplinleri oluşmuştur. Felsefe, insan kültürünün kökenlerinde yer alan ve onunla birlikte ortaya çıkmış bir [...]

Go to Top