Konuşma Metinleri2024-04-19T11:56:12+03:00

Diğer Konuşma Metinleri

Kant Felsefesinin Üç İlkesi: Bir, Birlik, Bütünlük

Kategoriler Konuşma Metinleri|Etiketler: , , , , , , , , , , |

Tanrı Bir İlke Midir? Immanuel Kant'ın felsefesi, etik ve estetik üzerine, bir başka deyişle yaşamın tüm görünüşleri üzerine tümellerle yazılmış felsefî değerlendirmelerdir. Kant, felsefesini üç ilke ile kurmuştur. Daha sonra Hegel'in, bu üç ilkenin tesiri altında kalarak üçlemeler yaptığı söylenir. İkisi de teoloji okuduklarından, Hıristiyanlığın teslis kuramından etkilendikleri için felsefelerini böyle üçlemelerle anlattıkları söylenmiştir. Bu tarz eleştiriler olsa da Kant'ın bu üç ilkesine baktığımız zaman, din için gerekli olanın, içerik olarak felsefî olduğu kanısına da kapılabiliriz. Dolayısıyla, o eleştirilere katılmayabiliriz. Bilinç için içeriğin, felsefe, sanat ve din için aynı hayatın içinden değerlendirilmiş, devşirilmiş olması onları zaten birbirine benzer kılar. Kant'ın [...]

Zihin, Hayal ve Us

Kategoriler Konuşma Metinleri|Etiketler: , , , , , , , , |

Bir Üçleme: Çırak, Kalfa, Usta Doğu-Batı kavramının aslı, Doğu Roma - Batı Roma kavramından çıkmıştır. Daha sonra bunun içerikleri değiştirilmiş, Doğu kültürü - Batı kültürü tarzında bir eksen kaydırmasına uğramıştır. İstanbul'un fethedilmesinden sonra, doğu –daha çok Müslümanlar için– İslâm medeniyeti olarak kabul edilir; batı denildiği zamansa Hıristiyan medeniyeti. Bu medeniyet anlatımı, bugünkü modern düşünceye göre uygarlık düzeyinde bir anlatımdansa, kültür düzeyinde bir anlatımdır. Kültür anlamında doğu-batı olarak da söylenmiştir. Ancak benim çalışmalarımda kullandığım bu “doğu-batı” kavramı, “göz uygarlığı” ve “söz uygarlığı” anlamında bir ayrımdır. Yunan uygarlığını, temelde sözü felsefe düzeyinde kullanıyor olmasına karşın, “göz uygarlığı” diye ele alıyorum. Bunun karşıtı [...]

Felsefe Taşı: Kaybolan Kelime

Kategoriler Konuşma Metinleri|Etiketler: , , , , , , , , , , , , , |

Dünyada bir kriz yaşanıyor, biliyorsunuz. Bu kriz içinde tabii ki nesnel koşullar var. Belli bir çıkara bağlı davranışlar çeşitli ülkelerde sergileniyor, ama bunun arkasında meşruiyet zemini aramak için karşılıklı iki taraf birtakım değerleri konu ediniyor ve bu değerler üzerine birtakım çatışmaların olduğunu söylüyor. Bunun bir de geçmişi var. Yapmış olduğumuz bütün çalışmalarda aşağı yukarı net bir ayrım olarak koymasak da, koymak istemesek de, dünyada bir Doğu-Batı karşıtlığı, kültürel olarak ve uygarlık bağlamında da uzun yıllardır kamplaşmalar olduğunu, bunun çeşitli biçimlerde giderek insanların inançlarına kadar indirgendiğini ve inançlardan hareket ederek insanların birbirlerine karşı çeşitli biçimde savaşlar yaptıklarını ve yapmak istediklerini [...]

Akıl Mertebeleri

Kategoriler Konuşma Metinleri|Etiketler: , , , , , |

1) Akl-ı Meaş Maişet aklı, günlük maaş aldığın çalışmalar, çıkar aklı, bedeni koruyan akıl, bedenin ihtiyaçlarını gideren akıl. Bu aklın ilkesi beslenmek, korunmak, üremektir. Maddidir, duyusal bilincin hizmetindedir, burada değer olmaz. "Akıl mekanizmadır, mekanizma değer üretmez" dediğimiz bu akıldır. 2) Akl-ı Mead Gayiî akıl, ereksel akıl, ahiret aklı. Nihayetine hizmet eder; amaç, erek, gaye. "Gaye" daima nihaîdir, finaldir ve tektir, çoğul olduğu zaman araçlardır. Gaye çok olmaz, çokluk araçlardadır, tüm araçlar bütünlenip tekliğe ulaşır. O zaman gayiî akıl yaşamın gayesine yönelik akıldır, yoksa ara amaçlar hiçbir şey ifade etmez. Manevidir. Mısırlılar "Maat" diye söylerler, tanrı ismidir. Maat tanrısı adalet [...]

Mitos Evreni

Kategoriler Konuşma Metinleri|Etiketler: , , , , , , , , , , , , , |

Antik Yunan’da Ksenofanes’in (İ.Ö. 565-470) Homeros ve Hesiodos’un tanrısal mitos anlatımlarını eleştirmesi ve yadsıması sonucunda, mitler din ve metafizikten arındırılmış ve bağımsız bir mitos öğretisi ortaya çıkmıştır. Ancak yaşamdan yansıtılarak oluşturulmuş mitoslar, bu kez yaşamdan kopuk ansal kurgular biçimini almıştır. Günümüzde psikolojide ortaya çıkan gelişmeler, insan davranışlarının arkasında simgesel (arketipal) bir altyapının etkin olduğunu ortaya çıkarttığı için, “mitos” yeniden önem kazanmıştır. Artık mitosa bir zamanlar olmuş bitmiş fantastik masallar gözüyle bakılmamakta, aksine, yaşayıp gelen ve halen yaşamakta olan, insan davranışlarını etkileyen ve yaşamın anlamlandırılmasında etkinliği olan bir öğe gözüyle bakılmaktadır. Mitlerin yapısını ve işlevini anlamak, insan düşüncesinin oluşmasına ışık [...]

Kairos ve Khronos

Kategoriler Konuşma Metinleri|Etiketler: , , , , , , , , , , , , |

Değerler konusunu farklı bir boyutu ile ele alırken birçok yönden bakıyoruz değerlere; felsefeden bakıyoruz, bilimden bakıyoruz; sanattan, modern dünyadan, çağdaş yaşamdan, geçmişteki toplumların ekinlerinden bakıyoruz. Her anlamda bilgilenmeye ve onları karşılaştırmaya çalışıyoruz, zaman zaman da “Kadim Bilgelik” üzerine vurgu yapıyoruz. Biraz kendi hazinemizin, üzerine oturduğumuz kültürün farkına varalım diye “Anadolu Bilgeliği” deyimini çoğu zaman “Kadim Bilgelik” deyimi yerine kullanıyorum. Anadolu bir kültürler beşiği, uygarlıklar beşiği ve içinde gerçekten çok zengin bir değerler sistemi var; onu keşfedelim, ortaya çıkartalım diye böyle kullanıyorum. Çok vurgu yapınca sanki Anadolu coğrafyasıyla sınırlı oldu, giderek öyle anlaşılmaya başlandı. “Kadim” kavramı eski demek değildir; belli [...]

“Hızır-İlyas” Üzerine Söyleşi

Kategoriler Konuşma Metinleri|Etiketler: , , , , , , , , , |

S: Hızır’ın dinler tarihindeki yerini öğrenmek istedik sizden. MB: Eğer adını Hızır veya Hıdır diye kullanacaksak, önce Hızır kavramının köküne başvurmak, etimolojik olarak bir bakmak lâzım. Hadrâ sözünden türetilmiş Arapça temelli bir söz. Hadrâ ve Hıdır “yeşil” demek; sözcük anlamı yeşil. Ama ilgi çekicidir, dinlerin içinde, özellikle Ortadoğu’daki yani Yahudilik, Hıristiyanlık ve Müslümanlık aşamalarındaki aynı gelenek içindeki dinde –tek bir din gibi bakacak olursak– Hızır’ın çok özel, kavramsal bir yeri vardır. Yeşil, yeşillenme; bize böyle apaçık bir şey söylemiyor, ne demek bu? Bir bağlamı olmalı, bir yere oturtmalıyız. Kurân-ı Kerim’in 18. sûresinde hem İskender-ül Zülkarneyn hem de “Hızır-Musa” ilişkisiyle [...]

“Varlık ve Varoluş” Üzerine Söyleşi

Kategoriler Konuşma Metinleri|Etiketler: , , , , , , , , |

S: Metin Bey, gördüğümüz âlemden, varlıktan bahseder misiniz? MB: Öncelikle gördüğümüz âlemden söz edelim isterseniz. “Gördüğümüz âlem” dendiğinde, duyularımızla tanık olduğumuz bir âlemden söz etmiş oluyoruz; eş deyişle duyumsadığımız âlemden. Bilindiği gibi, çevremizdeki nesnel ortam beş duyumuz aracılığı ile beynimize ulaşır, yani gelen uyarılar duyularımız tarafından biçimlenerek beynimize gelirler. Biz çevremizi görüyor, duyuyor, dokunuyoruz dediğimizde, duyularımızla biçimlenmiş çevreyi görüyor ve duyuyoruz demiş oluruz. Bu durum bizi şaşırtıcı bir gerçekliğe götürür: Doğada renk yoktur, yalnızca nesnelerden yansıyan ışık dalgaları vardır. Bu dalgalar, gözümüzün görme yetisiyle biçimlenerek beynimizde renk olarak algılanırlar. Buna benzer olarak, doğada ses de yoktur, yalnızca ses dalgaları [...]

Go to Top