Konuşma Metinleri2024-04-19T11:56:12+03:00

Diğer Konuşma Metinleri

Düşüncenin Temsilleri

Kategoriler Konuşma Metinleri|Etiketler: , , , , |

Bütün sanat olguları içinde dışlaşan ve sonra bunların ekol, okul, disiplin olmalarını sağlayan, onları tarihsel sürece entegre eden dışlaşmalar, aslında insanın kendisindeki dışlaşmalardır. İnsan kendisini dışlaştırıyor ve bu dışlaştırdıklarından izlenimler alıyor; yani duyu diyen de haklıydı, duygu diyen de, bilinç diyen de, ama bunların ayrımları nedir? Biz bu ayrımların içinde yaşamı nitelerken, giderek onu kategorize ediyoruz. Şu düzeyde veya şu biçim altında derken aslında ne yapıyoruz? Bir bakıma parçalanıyoruz; bir bakıma yaşamı parçalıyoruz, onu kategorize ediyoruz. Bunu yaşamın kendisi mi yapıyor bilmiyoruz, ama yaşamın ne yaptığını anlamak için biz bunları bilincimizde yapıyoruz. Dolayısıyla, bilincimizde yani yaşam üzerine düşünmelerimizde, nehrin [...]

Anlamın Aşkınlığı Olarak Simge

Kategoriler Konuşma Metinleri|Etiketler: , , , , , , , |

Simgenin varlığı yoktur, ancak var olan bir şeyi göstermek için kullanılır. “İlke” insanın insan olarak var olmasının temelidir, insan varlığını tanımlar. “Saltık” (ana ilke) nedeni kendinde olandır; ilke ve yasada kavranır. “Aşkın”, yüce olan, birbirine bağlayandır. İnsan, bedeni ile doğa varlığıdır ve dolayısıyla doğal yetileriyle inşa edilir. Duyuları ve duyular vasıtasıyla oluşacak algıları, düşünceleri ve yetileri, insan doğasının aletleridir. Duyular, doğasına bağlıdır ve temelini doğada bulur; düşünceler ise akılda. “Akıl” bir işletimi söylediğinden, düşünce burada işletilir. “İnsan düşünceleri” düşünmede temellenir; dolayısıyla “insan varlığı” düşüncede temellenir. İnsanın “düşünsel doğası”, duyular yoluyla nesnel çevresine yönelir ve “imge”ler toplar; insan bu imgeler [...]

Sanat Bilimi Üzerine

Kategoriler Konuşma Metinleri|Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , |

Genellikle Immanuel Kant’a kadar –gerçi antik dönemde Aristoteles’te de vardır ama– ağırlıklı olarak sanat, hep muhayyilenin, hayal gücünün ürünü olarak aklı devredışı bırakan ve hayranlık uyandıran bir süreç gibi anlatılmış, nitekim literatürde de böyle yansıtılmıştır. Ama Kant’tan sonra, özellikle Hegel –onun Kant’a yaptığı eleştiri ile birlikte– “Hayır, sanat yalnızca bizim hayal gücümüzün bir ürünü değildir,” der. Hayal gücü, dış dünya nesnelerinden gelen verileri alıp, onları işleyip sinematografik bir biçimde –rüya gibi– çeşitlendirerek birtakım ürünler ortaya koyabilir, ama aynı zamanda biz aklımızla bu sanat ürünleri hakkında yargıda bulunuruz; yani şu by-pass olan akıl devreye girer. O zaman sanat sadece bir hayal ürünü [...]

Hac Ritüelinde “Dişil Öge” Kavramı

Kategoriler Konuşma Metinleri|Etiketler: , , , , , , , , , |

Tasavvuf ıstılâhında, kaynağa gittiğimizde dişil ögeyi, anneyi buluruz; anne “um”, evlât “umme”dir. Um-Üm-Ümmî-Ümmet birbirinden türeyen kavramlardır. Türkler “ümmet”in sonundaki “t”yi okur ama Araplar okumazlar, “ümmet” demezler, “ümme” derler. Evlât tekil söylenen çoğuldur; velet çocuk, evlât çocuklar demektir, ama tek bir sözcükle söylenir ve anlamı “safiyette birlik”tir. Herkes safiyette bir olursa “ümmet”tir; safiyette bir değilse birleşmemiştir, ümmet değildir. Hac ritüelinde “um” kavramı ilginç bir kavramdır; dişil öge ile, anne kavramıyla buluşur. Çıkış noktası daha sonra buradan olacaktır. Güzel Muhammed’in kendisine, bu bağlamda kendi için, Rabbince söylenmiş bir kavramdır “ümmet”. Herkes kendinden, kendi biricik yolundan çıkar ve çölde kendi varlığının arayışında [...]

Atatürk Önderdir

Kategoriler Konuşma Metinleri|Etiketler: , , , , |

Öncelikle tabiî ulusumuza başsağlığı diliyorum, hatta bütün insanlığa başsağlığı diliyorum; çünkü Atatürk sadece bizim ulusumuz için değil, bütün insanlık için bir önder. Ne yönden? Yaptığı başarılar, kurduğu Cumhuriyet yönünden de sayılabilir ama aydınlanma yönünden bir önder. Ben daha çok Atatürk’ün aydınlanmayla ilgili yönüne değineceğim. Çünkü tarih sadece olay ve olgulardan oluşmaz, bu olay ve olguları yönlendiren, onun içinde özne değeri taşıyan insanlardan da oluşur. Dolayısıyla, eğer biz tarihte, insanları, önderleri veya bilgeleri, filozofları, sanatçıları göz ardı edip tarihi anlarken sadece olay ve olgulara bakarsak, o zaman yanılgılara uğrayabiliriz. Bu bakımdan Atatürk’ü önemsiyorum; sadece bizim ulusumuz için değil, insanlık için [...]

Anadolu Aydınlanması ve Cumhuriyet – 2. Bölüm

Kategoriler Konuşma Metinleri|Etiketler: , , , , , , , , , , |

Türk devrimi normal koşullarda gerçekleşmiş bir devrim değil, İstiklâl Savaşı’nın içinden muzaffer çıkan bir toplumun kendi bilincine varmasıdır. Yani aydınlanma burada edimsel olarak (fiilen) gerçekleşmiştir. İnsanlara aydınlanmayı fikren anlatmak, onları bir eyleme yönlendirmek içindir.Ama Anadolu halkları, bunu ölüm-kalım savaşı üzerinden, yani başka güvenecek kimsesi kalmadığı için kendine güvenerek, muzaffer bir biçimde kendi kazanmıştır. Ben bunu böyle anlıyorum.Kendini yönetmeyi kazanmak, kendini kazanmaktır. Bu artık başkasına ihale edilemezdi. Efendim, tekrar dönüp monarşi olsaydı, olmaz mıydı? Tarihimiz de güzeldi… Hayır, olmazdı. Çünkü İstanbul’u işgal eden İngilizlerle henüz aramızda ateşkes (mütareke) yok, barış yapılmamış ve o zamanki koşullarda düşmanın gemisine binerek ülkeyi terk eden bir padişahtan söz ediyoruz. Bu, [...]

Anadolu Aydınlanması ve Cumhuriyet – 1. Bölüm

Kategoriler Konuşma Metinleri|Etiketler: , , , , , , , , , , , |

Aydınlanma döneminden sonra Rönesans ve aydınlanma hareketlerinden sonra da birey ve bireycilik önemli bir şekilde Avrupa dünyasında parladı. Bu bireycilik sorunsalı toplumculukla dengelenmiştir ve birey ve birey olma kalıcı modernitenin temel ilkesi olmuştur. Özgürlük, eşitlik ve dayanışma, üç temel ilke, aydınlanmanın doğurduğu ilkelerdi ve bunların topluma yansıması, toplumda karşılık bulması tabii ki bir devrim niteliğinde olmakla birlikte tarihî bir birikimi de gösteriyordu. Ben, toplum ve teori arasındaki ilişkiyi anlamak bakımından, “değişme yeteneği olmayan toplumlar değiştirilemezler” ifadesini şiâr edinmişimdir; yani keyfî bir irade ile toplumlara istediğimizi yaptıramayız. Nasıl ki doğa karşısında insan iradesi, doğanın dirençlerini doğanın kendi yasaları ile işbirliği yaparak aşabilirse ve kendi için kılabilirse, bu toplum için de [...]

Go to Top