Mitos Evreni

2020-07-01T18:58:13+03:00Yazar: |Kategoriler: Konuşma Metinleri|Etiketler: , , , , , , , , , , , , , |

Antik Yunan’da Ksenofanes’in (İ.Ö. 565-470) Homeros ve Hesiodos’un tanrısal mitos anlatımlarını eleştirmesi ve yadsıması sonucunda, mitler din ve metafizikten arındırılmış ve bağımsız bir mitos öğretisi ortaya çıkmıştır. Ancak yaşamdan yansıtılarak oluşturulmuş mitoslar, bu kez yaşamdan kopuk ansal kurgular biçimini almıştır. Günümüzde psikolojide ortaya çıkan gelişmeler, insan davranışlarının arkasında simgesel (arketipal) bir altyapının etkin olduğunu ortaya çıkarttığı için, “mitos” yeniden önem kazanmıştır. Artık mitosa bir zamanlar olmuş bitmiş fantastik masallar gözüyle bakılmamakta, aksine, yaşayıp gelen ve halen yaşamakta olan, insan davranışlarını etkileyen ve yaşamın anlamlandırılmasında etkinliği olan bir öğe gözüyle bakılmaktadır. Mitlerin yapısını ve işlevini anlamak, insan düşüncesinin oluşmasına ışık [...]

Kairos ve Khronos

2020-07-05T01:19:22+03:00Yazar: |Kategoriler: Konuşma Metinleri|Etiketler: , , , , , , , , , , , , |

Değerler konusunu farklı bir boyutu ile ele alırken birçok yönden bakıyoruz değerlere; felsefeden bakıyoruz, bilimden bakıyoruz; sanattan, modern dünyadan, çağdaş yaşamdan, geçmişteki toplumların ekinlerinden bakıyoruz. Her anlamda bilgilenmeye ve onları karşılaştırmaya çalışıyoruz, zaman zaman da “Kadim Bilgelik” üzerine vurgu yapıyoruz. Biraz kendi hazinemizin, üzerine oturduğumuz kültürün farkına varalım diye “Anadolu Bilgeliği” deyimini çoğu zaman “Kadim Bilgelik” deyimi yerine kullanıyorum. Anadolu bir kültürler beşiği, uygarlıklar beşiği ve içinde gerçekten çok zengin bir değerler sistemi var; onu keşfedelim, ortaya çıkartalım diye böyle kullanıyorum. Çok vurgu yapınca sanki Anadolu coğrafyasıyla sınırlı oldu, giderek öyle anlaşılmaya başlandı. “Kadim” kavramı eski demek değildir; belli [...]

“Hızır-İlyas” Üzerine Söyleşi

2020-07-05T01:21:26+03:00Yazar: |Kategoriler: Konuşma Metinleri|Etiketler: , , , , , , , , , |

S: Hızır’ın dinler tarihindeki yerini öğrenmek istedik sizden. MB: Eğer adını Hızır veya Hıdır diye kullanacaksak, önce Hızır kavramının köküne başvurmak, etimolojik olarak bir bakmak lâzım. Hadrâ sözünden türetilmiş Arapça temelli bir söz. Hadrâ ve Hıdır “yeşil” demek; sözcük anlamı yeşil. Ama ilgi çekicidir, dinlerin içinde, özellikle Ortadoğu’daki yani Yahudilik, Hıristiyanlık ve Müslümanlık aşamalarındaki aynı gelenek içindeki dinde –tek bir din gibi bakacak olursak– Hızır’ın çok özel, kavramsal bir yeri vardır. Yeşil, yeşillenme; bize böyle apaçık bir şey söylemiyor, ne demek bu? Bir bağlamı olmalı, bir yere oturtmalıyız. Kurân-ı Kerim’in 18. sûresinde hem İskender-ül Zülkarneyn hem de “Hızır-Musa” ilişkisiyle [...]

“Varlık ve Varoluş” Üzerine Söyleşi

2020-07-02T01:02:54+03:00Yazar: |Kategoriler: Konuşma Metinleri|Etiketler: , , , , , , , , |

S: Metin Bey, gördüğümüz âlemden, varlıktan bahseder misiniz? MB: Öncelikle gördüğümüz âlemden söz edelim isterseniz. “Gördüğümüz âlem” dendiğinde, duyularımızla tanık olduğumuz bir âlemden söz etmiş oluyoruz; eş deyişle duyumsadığımız âlemden. Bilindiği gibi, çevremizdeki nesnel ortam beş duyumuz aracılığı ile beynimize ulaşır, yani gelen uyarılar duyularımız tarafından biçimlenerek beynimize gelirler. Biz çevremizi görüyor, duyuyor, dokunuyoruz dediğimizde, duyularımızla biçimlenmiş çevreyi görüyor ve duyuyoruz demiş oluruz. Bu durum bizi şaşırtıcı bir gerçekliğe götürür: Doğada renk yoktur, yalnızca nesnelerden yansıyan ışık dalgaları vardır. Bu dalgalar, gözümüzün görme yetisiyle biçimlenerek beynimizde renk olarak algılanırlar. Buna benzer olarak, doğada ses de yoktur, yalnızca ses dalgaları [...]

Düşüncenin Temsilleri

2020-07-02T01:06:47+03:00Yazar: |Kategoriler: Konuşma Metinleri|Etiketler: , , , , |

Bütün sanat olguları içinde dışlaşan ve sonra bunların ekol, okul, disiplin olmalarını sağlayan, onları tarihsel sürece entegre eden dışlaşmalar, aslında insanın kendisindeki dışlaşmalardır. İnsan kendisini dışlaştırıyor ve bu dışlaştırdıklarından izlenimler alıyor; yani duyu diyen de haklıydı, duygu diyen de, bilinç diyen de, ama bunların ayrımları nedir? Biz bu ayrımların içinde yaşamı nitelerken, giderek onu kategorize ediyoruz. Şu düzeyde veya şu biçim altında derken aslında ne yapıyoruz? Bir bakıma parçalanıyoruz; bir bakıma yaşamı parçalıyoruz, onu kategorize ediyoruz. Bunu yaşamın kendisi mi yapıyor bilmiyoruz, ama yaşamın ne yaptığını anlamak için biz bunları bilincimizde yapıyoruz. Dolayısıyla, bilincimizde yani yaşam üzerine düşünmelerimizde, nehrin [...]

Anlamın Aşkınlığı Olarak Simge

2020-07-05T01:24:24+03:00Yazar: |Kategoriler: Konuşma Metinleri|Etiketler: , , , , , , , |

Simgenin varlığı yoktur, ancak var olan bir şeyi göstermek için kullanılır. “İlke” insanın insan olarak var olmasının temelidir, insan varlığını tanımlar. “Saltık” (ana ilke) nedeni kendinde olandır; ilke ve yasada kavranır. “Aşkın”, yüce olan, birbirine bağlayandır. İnsan, bedeni ile doğa varlığıdır ve dolayısıyla doğal yetileriyle inşa edilir. Duyuları ve duyular vasıtasıyla oluşacak algıları, düşünceleri ve yetileri, insan doğasının aletleridir. Duyular, doğasına bağlıdır ve temelini doğada bulur; düşünceler ise akılda. “Akıl” bir işletimi söylediğinden, düşünce burada işletilir. “İnsan düşünceleri” düşünmede temellenir; dolayısıyla “insan varlığı” düşüncede temellenir. İnsanın “düşünsel doğası”, duyular yoluyla nesnel çevresine yönelir ve “imge”ler toplar; insan bu imgeler [...]

Sanat Bilimi Üzerine

2020-07-16T03:12:45+03:00Yazar: |Kategoriler: Konuşma Metinleri|Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , |

Genellikle Immanuel Kant’a kadar –gerçi antik dönemde Aristoteles’te de vardır ama– ağırlıklı olarak sanat, hep muhayyilenin, hayal gücünün ürünü olarak aklı devredışı bırakan ve hayranlık uyandıran bir süreç gibi anlatılmış, nitekim literatürde de böyle yansıtılmıştır. Ama Kant’tan sonra, özellikle Hegel –onun Kant’a yaptığı eleştiri ile birlikte– “Hayır, sanat yalnızca bizim hayal gücümüzün bir ürünü değildir,” der. Hayal gücü, dış dünya nesnelerinden gelen verileri alıp, onları işleyip sinematografik bir biçimde –rüya gibi– çeşitlendirerek birtakım ürünler ortaya koyabilir, ama aynı zamanda biz aklımızla bu sanat ürünleri hakkında yargıda bulunuruz; yani şu by-pass olan akıl devreye girer. O zaman sanat sadece bir hayal ürünü [...]

Hac Ritüelinde “Dişil Öge” Kavramı

2020-07-05T01:50:17+03:00Yazar: |Kategoriler: Konuşma Metinleri|Etiketler: , , , , , , , , , |

Tasavvuf ıstılâhında, kaynağa gittiğimizde dişil ögeyi, anneyi buluruz; anne “um”, evlât “umme”dir. Um-Üm-Ümmî-Ümmet birbirinden türeyen kavramlardır. Türkler “ümmet”in sonundaki “t”yi okur ama Araplar okumazlar, “ümmet” demezler, “ümme” derler. Evlât tekil söylenen çoğuldur; velet çocuk, evlât çocuklar demektir, ama tek bir sözcükle söylenir ve anlamı “safiyette birlik”tir. Herkes safiyette bir olursa “ümmet”tir; safiyette bir değilse birleşmemiştir, ümmet değildir. Hac ritüelinde “um” kavramı ilginç bir kavramdır; dişil öge ile, anne kavramıyla buluşur. Çıkış noktası daha sonra buradan olacaktır. Güzel Muhammed’in kendisine, bu bağlamda kendi için, Rabbince söylenmiş bir kavramdır “ümmet”. Herkes kendinden, kendi biricik yolundan çıkar ve çölde kendi varlığının arayışında [...]

Atatürk Önderdir

2020-07-22T03:08:11+03:00Yazar: |Kategoriler: Konuşma Metinleri|Etiketler: , , , , |

Öncelikle tabiî ulusumuza başsağlığı diliyorum, hatta bütün insanlığa başsağlığı diliyorum; çünkü Atatürk sadece bizim ulusumuz için değil, bütün insanlık için bir önder. Ne yönden? Yaptığı başarılar, kurduğu Cumhuriyet yönünden de sayılabilir ama aydınlanma yönünden bir önder. Ben daha çok Atatürk’ün aydınlanmayla ilgili yönüne değineceğim. Çünkü tarih sadece olay ve olgulardan oluşmaz, bu olay ve olguları yönlendiren, onun içinde özne değeri taşıyan insanlardan da oluşur. Dolayısıyla, eğer biz tarihte, insanları, önderleri veya bilgeleri, filozofları, sanatçıları göz ardı edip tarihi anlarken sadece olay ve olgulara bakarsak, o zaman yanılgılara uğrayabiliriz. Bu bakımdan Atatürk’ü önemsiyorum; sadece bizim ulusumuz için değil, insanlık için [...]

Go to Top